cavusoglu_mevlut

29.11.2018, tarafından yazılı , CÜMNE, POLİTİKA BÖLÜMÜ, 512 KERÄ BAKILMIŞ

Barış aaraması çalışmalı bir dış politika isteer

Türkiye Respublikasının dışişleri Bakanı Mevlüt ÇAVUŞOĞLUnun tarafından 2018-ci yılın Kasım ayın 29-da hem 30-da İstanbulda yapılacek mediațiya[i] uurunda konferențiyalar için “BARIŞ ARAYIŞI GİRİŞİMCİ BİR DIŞ POLİTİKA GEREKTİRİR”(“Barış aaraması çalışmalı bir dış politika isteer”) yazısı aşaada türkiye türkçesindä hem angliycaylan rusçaya çevirilmä variantları veriler:

BARIŞ ARAYIŞI GİRİŞİMCİ BİR DIŞ POLİTİKA GEREKTİRİR

Bu hafta İstanbul, arabuluculuk hakkında birbiriyle bağlantılı iki ayrı uluslararası konferansa ev sahipliği yapacak. Bunların ilki, çatışma haritasındaki mevcut durum ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyelerinin arabuluculuk kapasitesine ilişkin olacaktır. İkincisi ise daha geniş kapsamlı olacak ve sürdürülebilir kalkınma, barış ve arabuluculuk arasındaki bağlantılar, arabuluculuk süreçlerinde cinsiyet dengesinin sağlanması ve gençlerin bu süreçlere dâhil edilmesinin yolları ile çatışma ve arabuluculuk analizinde büyük veri ve yapay zekânın rolü üzerine görüşlerin ortaya konacağı zihin açıcı oturumları içerecektir. Bu tür konferansların neticede sadece birer konferanstan ibaret olduğu düşünebilir, ancak İstanbul Arabuluculuk Konferanslarının, meseleler hakkında ortak bir anlayış ve arabuluculuk ve çatışmaların barışçıl yollarla çözümü için eyleme yönelik gündem oluşturulmasında bir hayli etkili oldukları kanıtlanmıştır. Bu konferansların ev sahibi ve Birleşmiş Milletler, AGİT ve İİT gibi üç önemli uluslararası kuruluş bünyesindeki Arabuluculuk Dostları Grubu’nun eş başkanlığını yürüten tek ülke olarak Türkiye, bu konferanslardan elde edilen sonuçları bahsi geçen uluslararası kuruluşlarda paylaşma imkânına sahiptir.
Gerçek şudur ki, 21. yüzyılda insanlık farklı bir sınamayla karşı karşıyadır. Pek çok kişi uluslararası hukuk, kurumlar, demokrasi ve hukukun üstünlüğü, hesap verilebilirlik, serbest ticaret, cinsiyet eşitliği ve diğer konularda elde edilen kazanımlar açısından bardağın yarısının dolu olduğunu düşünürken, bardağın boş kalan kısmı kendini göstermeye başlamıştır. Hepimiz belirtilerin farkındayız ve bunları yeniden hatırlatmaya gerek yoktur. Ticaret savaşları, uluslararası istismarın yeni türleri, jeopolitik rekabetler, büyük güçlerin vekâlet savaşları, parçalanan ulus devletler, terörizm, yabancı düşmanlığı, İslam karşıtlığı, giderek artan eşitsizlikler ve adaletsizlik; bardağın boş kısmını oluşturan güncel eğilimler arasındadır. İnsanoğlunun karşılaştığı sınamalar, insanoğlunun başarılarını ve olanaklarını yok etmektedir. Hangi taraf kazanacak? Bunun cevabı, biz insanların pozitif sonuçları elde etmek için ne kadar çok birlikte çalışabildiğimiz dâhil, sınamalara karşı nasıl tepki gösterdiğimize bağlıdır. Net olan tek bir nokta var; inisiyatif alıp girişimci ve insani olmazsak, kötü taraf baskın çıkacak. Bekle ve gör tutumu artık sürdürülemez. Politika seçenekleri, arabuluculuktan teröristlere karşı fiili güç kullanımı kadar farklılıklar göstermektedir.
Örneğin Suriye’deki durumu ele alalım. Türkiye’nin girişimci ve insani yaklaşımı, toplam 4000 kilometre karelik bir alanı iki terör örgütünden, DEAŞ ve PKK/PYD/YPG’den, arındırmıştır. Müdahale etmemiş olsaydık, halkımız bu teröristlerin sürekli saldırısına maruz kalacaktı ve Suriye trajedisi için siyasi bir çözüme ulaşılamayacaktı. Türkiye insani acıları hafifletmek için elinden geleni yapmakta, dünya çapında en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yapmakta, mültecilere dünyada en fazla harcama yapan ülke olarak, insani yardımlara dünyanın en büyük ekonomisinden daha fazla para sarf etmektedir. Türkiye aynı zamanda, onlarca, hatta yüz binlerce insanın hayatını kurtaran anlaşmaların yapılması için çaba göstermekte ve komşu Suriye’nin toprak bütünlüğüne dayalı siyasi bir çözümü desteklemektedir.
Suriye örneğini vermemin bir nedeni var. Suriye önleyici diplomasinin önemini bize bir kez daha göstermektedir; çünkü çatışma ateşi bir milleti bir kez girdabına çekerse, geriye kalan tek öngörülebilir şey, bu ateşin o devlette artık öngörülemeyecek sonuçlara yol açacağıdır. Bir nesil öyle ya da böyle ziyan olacak; gelecek de iç açıcı olmayacaktır. Binlerce kilometre uzakta olanlar da dâhil herkes, ya terör saldırısı, ekonomik şok, düzensiz göç ya da yaralı vicdandan zarar görecektir.

Eğer önleyici diplomasi ve çatışmaların barışçıl çözümü başlıca öneme sahipse, bunu ciddiye almalıyız. Bu değerlendirme, BM, AGİT ve İİT Arabuluculuk Dostlar Grubu eş-başkanı sıfatıyla, bu hafta İstanbul’da düzenleyeceğimiz arabuluculuk alanında bir kapasite geliştirme eğitim programının ve iki arabuluculuk konferansının ev sahibi olarak Türkiye’nin çabalarını arabuluculuk alanına yönlendirmektedir.
Türkiye Respublikasının dışişleri Bakanı Mevlüt ÇAVUŞOĞLU

SEEKING PEACE NEEDS AN ENTERPRISING FOREIGN POLICY

This week Istanbul will host two separate but related international conferences on mediation. One will be devoted to the state of play in the conflict map and capacity for mediation within the membership of the Organization for Islamic Cooperation (OIC). The second one will adopt a broad scope and discuss the connections between sustainable development, peace and mediation; the ways to increase gender and youth inclusion in mediation processes; and a thought provoking session on the role of big data and artificial intelligence in conflict and mediation analysis. It may be thought that conferences are conferences but the Istanbul Mediation Conferences have proven rather influential in cultivating a shared understanding of issues and an agenda for action in the field of mediation and peaceful conflict resolution. As the host of these conferences and the only country that co-chairs the Friends of Mediation Groups in three distinct important international organizations, namely the United Nations, the OIC and the OSCE, Turkey has the ability to share the findings of these conferences in these international organizations.

The fact of the matter is that humanity is facing a distinct challenge in the 21st century. Just when many people thought that the glass is half full in terms of the achievements in international law, institutions, democracy and the rule of law, accountability, free trade, gender equality and others, the empty half of the glass has begun to reassert itself. The symptoms are known to all of us and need no reminding. Trade wars, new forms of international exploitation, geopolitical competitions, great power proxy wars, disintegrating nation states, terrorism, xenophobia, animosity against Islam, raging inequalities and injustice count among the contemporary trends that make up the glass half empty. The challenges of humanity are eating away the achievements and opportunities of humanity. Which side will prevail? The answer depends on how we respond to challenges, including on how much we humans can work together towards positive outcomes. One point is clear: unless we take initiative and be enterprising and humanitarian, the bad will prevail. Wait-and-see attitude is no longer tenable. Policy options differ from mediation to actual use of force against terrorists.

Take the situation in Syria. Turkey’s enterprising and humanitarian approach cleared a total of 4000 square kilometers from two terrorist organizations, DEASH and PKK/PYD/YPG. Had we not intervened, our people would have been under continued assault from these terrorists and a political solution to the Syrian tragedy would have been unreachable. Turkey is doing utmost to relieve humanitarian suffering, hosting the greatest number of refugees worldwide, spending more than the biggest economy in the world as the world’s top humanitarian spender. Turkey is also brokering agreements that save tens if not hundreds of thousands of lives and promoting a political solution based on the territorial integrity of the neighboring Syria.

I gave the example of Syria for a reason. Syria demonstrates to us once again that prevention is important because once the fire of conflict engulfs a nation, then the only thing that remains predictable is that there will be unpredictable consequences on that state. One generation of citizens will be wasted in one way or the other; the future will also be bleak. Everyone, including those who are thousands of kilometers away will come to suffer, either in the form of terrorist threat, economic shock, irregular migration, or wounded human conscience.

If prevention and peaceful resolution of conflicts are of paramount importance, then we must take it seriously. This appreciation is driving Turkey’s efforts in the field of mediation as the co-chair of the UN, OSCE and OIC friends of mediation groups and the host to a capacity building mediation training program and the two mediation conferences that we will organize in Istanbul this week.

Mevlüt Çavuşoğlu, Minister of Foreign Affairs of the Republic of Turkey

ПОИСК МИРА ТРЕБУЕТ ПРЕДПРИИМЧИВОЙ ВНЕШНЕЙ ПОЛИТИКИ

На этой неделе в Стамбуле пройдут две отдельные взаимосвязанные международные конференции по медиации. Одна из них будет посвящена нынешнему положению дел на карте конфликта и возможностям медиации членов Организации исламского сотрудничества (ОИС). На второй же будет охвачен более широкий круг вопросов, а также пройдут сессии, на которых будут обсуждены связи между устойчивым развитием, миром и медиацией; обеспечение гендерного равенства в процессах медиации и способы привлечения молодежи в эти процессы; а также рассмотрены взгляды касательно роли больших данных и искусственного интеллекта в анализе конфликтов и медиации. Может показаться, что такого рода конференции не могут быть полезны, однако Стамбульские конференции по медиации оказались весьма влиятельными в развитии общего понимания проблем и повестки дня для действий в области медиации и разрешения конфликтов мирным путем. В качестве принимающей стороны данных конференций и единственной страны, которая является сопредседателем Группы дружбы медиаторов в трех важных международных организациях: Организации Объединенных Наций, ОИС и ОБСЕ, Турция имеет возможность делиться результатами этих конференций в данных международных организациях.

Реальность такова, что человечество сталкивается с необычным испытанием в XXI веке. В то время как многие думали, что стакан наполовину полон с точки зрения достижений в области международного права, международных институтов, демократии и верховенства закона, подотчетности, свободной торговли, гендерного равенства и других вопросов, пустая часть стакана начала проявлять себя. Нам всем известно об этих проявлениях, и нет необходимости вновь это упоминать. Торговые войны, новые формы международной эксплуатации, геополитическое соперничество, прокси-войны великих держав, распадающиеся национальные государства, терроризм, ксенофобия, враждебность к исламу, растущее неравенство и несправедливость – находятся среди современных тенденций, которые проявляют пустую часть стакана.

Испытания, с которыми сталкивается человечество, уничтожают успехи и возможности человечества. Какая сторона будет преобладать? Ответ зависит от того, насколько мы, люди, можем совместно работать для достижения положительных результатов, а также как мы реагируем на проблемы. Ясно одно: если мы не проявим инициативу и не будем предприимчивыми и гуманными, плохая сторона будет возобладать. Позиция ожидания и наблюдения уже неприемлема. Политические предпочтения различаются между медиацией и фактическим применением силы против террористов.

Давайте рассмотрим ситуацию в Сирии. Предприимчивый и гуманитарный подход Турции очистил в общей сложности 4000 квадратных километров от двух террористических организаций, ДАИШ и PПК / PYD / YPG. Если бы мы не вмешались, наш народ постоянно бы подвергался нападению этих террористов, а также политическое решение сирийской трагедии не было бы достигнуто. Турция делает все возможное, чтобы облегчить гуманитарные страдания, принимает наибольшее число беженцев во всем мире, как страна, которая больше всего инвестирует в беженцев, тратит больше на гуманитарную помощь, чем самая большая экономика в мире. Турция также поддерживает соглашения, которые спасают если не сотни тысяч, то десятки жизней, и поддерживает политическое решение, основанное на территориальной целостности соседней Сирии.

Я привел в пример Сирию не просто так. Сирия еще раз демонстрирует нам настолько важно вмешательство, потому что, когда огонь конфликта охватывает нацию, то единственное, что остается предсказуемым, – это непредсказуемые последствия для этого государства. Целое поколение граждан, так или иначе, будет потеряно; будущее также будет мрачным. Каждый, включая тех, кто находится за тысячи километров, будет страдать, будь то террористическое нападении, экономический шок, нелегальная миграция или же раненая человеческая совесть.

Если предупреждение и мирное разрешение конфликтов имеет первостепенное значение, то мы должны отнестись к этому серьезно. Эта оценка стимулирует усилия Турции в области медиации в качестве сопредседателя ОИС, ООН, и ОБСЕ Группы дружбы медиаторов, а также в качестве организатора двух Стамбульских конференций по медиации, которые пройдут на этой неделе в Стамбуле.

Мевлют Чавушоглу, Министр иностранных дел Республики Турция



[i] Mediațiya (yuristprudențiyada uurunda) – kavgaları alternativalı çözmektä tehnologiyaların birisi, açan bu işä baamsız üçüncü taraf (mediator) katılêr.

BİR CUVAP YAZIN