Canakkale_savasi

24.04.2015, tarafından yazılı , İSTORİYA, LİTERATURA, TÜRK DÜNNÄSINDAN ŞİİR, TÜRK DÜNNÄSININ İSTORİYASI BÖLÜMÜ, 2395 KERÄ BAKILMIŞ

ÇANAKKALE KARDAŞLIK DESTANI

2015-ci yılın Baba Marta ayın 18-dä Türkiyenin istoriyasında tamamnandı büük bir kahramannık sayfasının 100-cü yıldönümü. Bu sayfa – Çanakkale cengindä enseyiş.

Arhiv dokumentleri gösterer, ani ozamannar, bakmadaan ne dinä, ne milletlää, cengi ensemää deyni omuz-omuza kalktırlar Türkiyenin bütün insannarı: türklär, çerkezlär, kurtlar, lazlar, arablar, armennar, gagauzlar, slavlar, hepsi, kimin canı hem ruhu yanardı kendi vatanı için. O yanmak ta ensemää kuvet verdi.

Herliim Gagauziya Bütündünnä gagauzların Kongreslerindä hepsi gagauzların istoriyasını yazmaa karar aldısaydı, Çanakkale cengindä enseyiş için kan dökän gagauzları da anmamız lääzım.

Çanakkale cengi için film burada: http://xn--anakkaleninevlatlar-4xb78m.com/#!/

Büün tiparlêêrız Türkiyenin Diyarbekir  kasabasından poetın Abdulkadir Nur GÖRDÜKün o uzak günnär için dastanın. Tiparlêêrız Türkiye türkçesindä, kimsey bir laf deyämesin deyni.

 

ÇANAKKALE KARDEŞLİK DESTANI

Kim bilir nerden gelmiş, burda tüfek çatıyor.
Bazen yıldız misali, güneş gibi batıyor.
Geçilmez oldu çünkü, destan Çanakkale’ de,
Diyarbekir’den Şeyhmus, Muş’tan Hasan yatıyor.

Sülüsü Erzurum’dan almış, arslan dadaşım.
Aydın’dan efe gelmiş, Eleziz’den gardaşım.
Okullar tabur olmuş, sınıflar ise bölük,
Yol vermemiş düşmana, bu yüzden diktir başım.

İstanbul’dan, Bingöl’den, Sivas’tan, Sakarya’dan.
Kosova’dan, Bağdat’tan, Hatay’dan, Trakya’dan.
Kopup gelen evlatlar yan yana sonsuza dek,
Malatya’dan. Yozgat’tan, Samsun’dan, Kütahya’dan.

Elliyedinci alay, üçüncü taburdaydım,
Onbirinci bölükten Mehmetcik’tir ön adım.
Temel, Şamil, Haydar’ım, gidip geri dönmeyen,
Baran’ım, Ertuğrul’um, meçhul asker soyadım.

Seyit onbaşı biziz, Yahya çavuş özümüz.
Harcımız birdir bizim, tevhittir ön sözümüz.
Türküm, Kürdüm, Arabım, Lazım, Çerkezim sence?
Nedir paylaşılmayan, neden kördür gözümüz.

Nerede gönül dostu görürsen sor, ben oyum.
Selahaddin Eyyubi, Veys-ül Karan’dan soyum.
Hacı Bayram Veli’den, Yunus’ tan kültürümüz,
Pir Sultan’lar şahımız, Mevlana’dandır huyum.

Şafak vakti duruldu namaza hep beraber,
Yerle gök kucaklaştı, bayram gibiydi her yer.
Geri dönmek yok dedi gür sesiyle kumandan,
Mabud’a son yakarış dillendi, illa zafer.

Hücum ettik beraber, Allah Allah diyerek.
Çok zaman oruç tuttuk, boş iftar bekleyerek.
Ne mümkün karavana, kim bulmuş ki çorbayı,
Bazı gün kuru ekmek, çoğu gün şükrederek.

Erat, son tekmilini Rabbine verdi elden.
Cennet kokusuydu bu, gelen sabah yelinden.
Nuri paşa seslendi, hakkın helal et asker.
Melekler cevapladı, her birinin dilinden.

Toz, dumanla çökerken, Kanlıdere’ye gece.
Buradan sağ çıkmanın adı çok zor bilmece.
Başka başka olsa da türkümüz, ağıdımız.
Kelimeyi şahadet değil mi en son hece?

Mermi ve top sesleri, ninni gibiydi sana,
Gaziler selam durdu, şu kefensiz yatana.
Dursun gelmiş Rize’den, Halil ise Urfa’lı.
Kime yetmez bu toprak, kim sığmaz bu vatana.

Doktor Dimitri son kez seslendi kınalıya,
Ali çavuş, benim’çin dua edin Tanrı’ya.
Bana gavur demeyin, mezarım sizle olsun,
Sinenizde kalayım, gömün Gelibolu’ya.

Şahlandı Anadolu’m, koştu mahşer yerine.
Minnettarız, kahraman neferin her birine.
Eller kalksın duaya, hepsine rahmet olsun.
Kadından erkeğine, komutandan, erine.

Bir daha yaşanmasın böyle zorlu savaşlar.
Ne acılar çekilsin ne de dökülsün yaşlar.
Mecbur olsak o başka, geliriz aynı ruhla,
Korkuyu korkutmuşuz, şahittir dağlar, taşlar.

Aynı bahçenin gülü, aynı renktir kanımız.
Tek başına biz dersek, eksik kalır yanımız.
Mühürdür Çanakkale, kardeşlik tesciline.
Ortaktır kaderimiz, ortaktır vatanımız.
Abdulkadir Nur GÖRDÜK,
Türkiye, Diyarbekir  

BİR CUVAP YAZIN