Gurol_Sokmensuer

09.07.2019, tarafından yazılı , CÜMNE BÖLÜMÜ, 1260 KERÄ BAKILMIŞ

Gürol SÖKMENSÜER: “Türkiye FETÖ teror örgütüyle mücadelesine devam edecektir”

2019-cu yılın Orak ayın (iyül) 15-dä tamamnanêr 3 yıl, nicä Türkiye Respublikasında devlet devrimi denemesi oldu. Şindi Orak ayın (iyül) 15-şi Türkiyedä ofițial olarak “Demokratiya hem Milli Birlik Günü” yortusu bakılêr. Bu yortuya karşı redakțiyamız kabletti Türkiye Respublikası Kişinev Büükelçisinin Gürol SÖKMENSÜERin statyasını, angısını aşaada Türkiye türkçesindä tiparlêêrız.

 

TÜRKİYE FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜYLE MÜCADELESİNE DEVAM EDECEKTİR

FETÖ  terör örgütünün kalkıştığı hain, sinsi ve kanlı 15 Temmuz darbe teşebbüsünün üzerinden üç yıl geçmiştir.

15 Temmuz teşebbüsü Türkiye’nin maruz kaldığı en kanlı terör saldırısı niteliğini taşımaktadır. FETÖ liderliği tarafından planlanmış ve örgütün ordumuz içine sızdırılmış mensupları tarafından silahlı kuvvetlerin emir komuta zinciri dışına çıkılmak suretiyle gerçekleştirilmiştir.

Saldırıyı gerçekleştirenlerin sergilediği vahşetin ve hainliğin benzeri tarihimizde yaşanmamıştır: Meclisimiz, Cumhurbaşkanlığı binası, MİT Başkanlığı, Gölbaşındaki Polis Özel Harekât Merkezi, Emniyet binalarımız bombalanmıştır. Sivil halkın üzerine tanklar sürülmüş, havadan bombalar yağdırılmış ve helikopterlerden ateş açılmıştır. Asker kılığındaki FETÖ’cü hainler, silah arkadaşlarının üzerine tereddüt göstermeden bombalar yağdırmışlardır. Gölbaşındaki Özel Harekât merkezinin savaş uçaklarıyla bombalanması neticesinde şehit olan 51 polisimizin naaşlarına dahi ulaşılamamıştır. O gece 251 vatandaşımız şehit olmuş, iki binden fazla vatandaşımız yaralanmıştır.

15 Temmuz, FETÖ terör örgütünün devletimize yönelik oluşturduğu büyük tehdidi ortaya koymuştur. Esasen, 15 Temmuz’un tüm boyutlarıyla anlaşılabilmesi için FETÖ’nün on yıllar boyunca, okul ve dershanelerden başlamak üzere oluşturduğu karanlık şebekenin ve evvelce gerçekleştirdiği eylemlerin de değerlendirilmesi gerekir. Masumane bir eğitim ve hizmet hareketi kisvesi altında kurduğu okullarda genç beyinleri yıkamak suretiyle örgüt liderliğinin talimatlarını sorgusuz yerine getiren, bu uğurda hiçbir yasal ve ahlaki norm tanımayan radikal bir müridler grubu yetiştirilmiştir. Bu okullardan mezun olanlar, sınav sorularının çalınması suretiyle devletin en kritik kurumlarına yerleştirilmiş, örgütün önünde engel gördüklerini her türlü yola başvurarak bertaraf etmişlerdir. FETÖ, devletin kaynakları ve otoritesini örgüt çıkarları doğrultusunda kötüye kullanmış, ekonomik ve siyasi nüfuzunu güçlendirmiştir. FETÖ’nün en kritik kurumumuz olan Türk Silahlı Kuvvetleri içinde dahi kurduğu yapılanmanın büyüklüğü maalesef 15 Temmuz’da anlaşılabilmiştir.

Bu büyük tehdidin bertaraf edilmesinde en büyük pay, kendi iradesi üzerinde bir güç tanımadığını, devletini ve demokratik kazanımlarını korumak için hayatını vermeye hazır olduğunu ortaya koyan Türk halkına aittir.

Geçtiğimiz üç yıl içerisinde devletimizin temel önceliklerinden birini, yurt içinde ve yurt dışında FETÖ’yle mücadele oluşturmuştur.  Türkiye içinde çabalarımız üç ana koldan sürdürülmektedir: Öncelikle 15 Temmuz sorumlularının hukukun üstünlüğü ilkesi temelinde adalet önünde hesap vermeleri sağlanmıştır. FETÖ’nün devlet kurumları içerisindeki örgütsel yapılanması deşifre edilmiş, örgütün “paralel devlet yapılanması” çökertilmiştir. FETÖ’nün devlet kurumları dışında eğitimden medyaya ve bankacılık sektörüne uzanan ve ekonominin tüm alanlarına yayılan sahte oluşumları da ortadan kaldırılmıştır.

Karşı karşıya bulunduğumuz olağanüstü güvenlik sınamalarına rağmen yurtiçindeki mücadelemiz hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlüklerin korunması prensipleri temelinde yürütülmüştür.

Bu süreçte, FETÖ önemli dönüşüm yaşamıştır. Türkiye’deki ana omurgasını kaybeden örgüt,  yurtdışı yapılanmasıyla ayakta kalmaya çalışmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye dışındaki FETÖ yapılarıyla mücadele daha büyük önem kazanmıştır.

FETÖ’nün yurt dışı yapılanmasıyla mücadele, en öncelikli gündem maddelerimizden birisidir. FETÖ’nün faaliyet gösterdiği diğer ülkeler bakımından da bir güvenlik riski olduğu gerçeğini tüm uluslararası kamuoyuna anlatmaya çalıştık ve çalışıyoruz. FETÖ ne yazık ki, 1990’lardan itibaren yayıldığı diğer ülkelerde de Türkiye’dekine benzer yapılanmalar oluşturmuştur. Kendisine siyasi ve ekonomik nüfuz alanları yaratmayı amaçlamıştır. Bulunduğu ülkelerin kanunlarını ihlal etmekten çekinmemiş, adeta bir istihbarat örgütü gibi çalışmıştır.

Diğer taraftan, FETÖ terör örgütünün yurtdışındaki mensuplarının adaletten kaçmalarının ve yaptıkları yasadışı para transferlerinin engellenmesi amacıyla adli süreçler başlatılmış olup, bu süreçler halen devam etmektedir. FETÖ’nün yurtdışı yapılanmasının önde gelen elebaşlarının Türkiye’de açılan soruşturmalar kapsamında, ülkemize iade edilmesini hukuki çerçevede talep ediyoruz.

Özellikle eğitim alanında FETÖ’ye karşı adımların mağduriyet yaratmasını istemiyoruz. Dostlarımızın güvenerek çocuklarını gönderdikleri okulların kapanmasıyla mağduriyet yaşamalarını önlemek için uluslararası standartlarda eğitim veren Türkiye Maarif Vakfı dünya çapında faaliyetlerini sürdürmektedir. Ne mutlu ki çabalarımız, olumlu sonuçlar vermeye başlamıştır.

FETÖ’nün kendisini lanse etmeye çalıştığı şekilde eğitim ve hayır işleriyle uğraşan toplumsal bir hareket olmadığı,  siyasi ve ekonomik emelleri bulunan karanlık ve sinsi bir örgüt olduğu uluslararası planda anlaşılmaya başlanmıştır.

Çeşitli ülkeler ve uluslararası örgütler, FETÖ’yü terör örgütü olarak ilan etmişlerdir.

FETÖ’nün içyüzünü anlayan ülkeler, örgüt üyelerinin faaliyetlerini yakından izleyerek ve soruşturarak, bu kişilerin giriştikleri yasadışı işlemleri kolaylıkla görebilmiştir. Örgüt mensupları  20’den fazla ülkeden sınır dışı edilmiştir.

19 ülkede FETÖ’ye bağlı okullar Türkiye Maarif Vakfı tarafından devralınmıştır. Bu okullardaki eğitim yasal çerçevede, gerçek öğretmenlerle ve yüksek standartlarda devam etmektedir. Ayrıca, okullarda arka planda yürütülen yasadışı faaliyetleri ortaya çıkaran 22 ülke, FETÖ’ye bağlı okulların kapatılmasına karar vermiştir.

Uluslararası alanda güç kaybeden örgüt, kontrol ettikleri medya organları aracılığıyla asılsız haberlerle mağduriyet hikâyesi yaratmaya çalışmaktadır. Cevaplanması gereken önemli bir soru vardır: “Bir eğitim kurumu neden terör örgütlerine özgü hücre tipi örgütlenme ile faaliyet gösterip, öğretmenlerini kod adları ile tanıyıp, birbirleriyle kriptografik yazışma uygulamalarıyla haberleşip, çalışanlarına ve üyelerine istihbarat toplama yöntemleri öğretir?” Böyle bir kuruma sadece okul demek mümkün müdür?

Türkiye olarak, dostlarımızdan beklentimiz bu tehlikeyi göz ardı etmemeleri ve gerekli araştırma ve soruşturmayı titizlikle yapmalarıdır. Bir gecede 251 şehit vermiş olan Türkiye bu karanlık örgütle mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir.

Gürol SÖKMENSÜER, Türkiye Cumhuriyeti Kişinev Büyükelçisi

photo-17
photo-06
photo-11
photo-59
photo-54
photo-55

 

BİR CUVAP YAZIN